Jean-Paul Gaultier Classique



Birkaç gündür evde hasta hasta oturuyorum. Sıkıntıdan sürekli blog'uma sığınasım geliyor, ama onu da yapamıyorum. Çünkü:

1- Artık zar zor nefes alan burnumdan mı yoksa çatlarcasına ağrıyan beynimden mi kaynaklanıyor bilmiyorum, evdeki Hacı Şakir'in kokusu bana Chloé gibi gelir oldu. Pek güvenilir sayılmam.

2- Normalde bir parfüm yazısı yazarken o parfümü koklayıp dururum. Ama hastayken parfüm koklamanın solunum yollarını nasıl beter ettiğini daha önce birkaç kez gördüm.

Bugün bu durumu çözmeye karar verdim ve çareyi son dönemde en sık kullandığım parfümlerden birini konu etmekte buldum. Nasılsa kokusu her an hayalimde canlı, hatırlamama veya yeni çıkarımlar yapmama gerek yok!

Jean Paul Gaultier'in ilk parfümü olan Classique, 1993 yılında piyasaya sürülmüş. Yani ben dokuz yaşımdaymışım. Bu parfümün aile büyükleri arasında popüler olduğu dönemi hatırlıyorum. Barbie vazifesi görebilecek şişesine bayılmıştım. Kokusuna ise pek değil. Classique'de, JPG'in gelecekteki parfümlerine de az çok hakim olacak olan balonlu sakız kokusu net bir şekilde hissediliyordu. Ama buna baharatlar, nostaljik ve kadınsı birçok başka yön de eşlik ediyordu. Halbuki dokuz yaşındaki bir çocuğun gözünde, eğer balonlu sakız gibi kokacaksanız, tam bir balonlu sakız gibi kokmalısınız.

18 sene geçip gitti, ben de parfümerilerde JPG Classique şişesinin önünden geçip geçip gittim. Bir kez daha denemek nedense hiç aklıma gelmedi. Ta ki bu sene, ne zamandır görüşmediğim bir arkadaşımın evinde kalana dek. Banyoda, arkadaşımın annesine ait JPG Classique şişesini ve dibinde kalan turuncu sıvıyı görür görmez kendimce çok ilginç bir deneyim yaşadım. En son koklayışımda hiç hoşlanmadığım bu kokuyu hatırlayıp, daha burnuma götürmeden, sırf aklımdaki hatırasına dayanarak, bu parfümü ne kadar sevdiğimi anladım! Tekrar kokladığım bir parfüm hakkında fikir değiştirdiğim çok olmuştur, ama böylesi cidden ilginçti.

Tahmin edeceğiniz gibi kokladıktan sonra da elimden bırakamadım şişeyi.

Üst notalar: gül, anason, portakal, mandalina, armut likörü
Orta notalar: süsen, orkide, erik, zencefil, portakal çiçeği, ylang ylang
Alt notalar: misk, vanilya, amber

Her kategoriden notalar içeriyor, üstelik çoğu parfümün aksine, hiçbiri de laf olsun diye orada durmuyor. Yani ne çiçeksi yanı sönük kalıyor, ne meyveli, ne baharatlı, ne de tatlı. İlla sınıflandırmamız gerekirse, en iyisi oryantal bir parfüm deyip geçmek.

Biraz toparlamak istersek, parfüme karakterini veren notaların başında anason ve vanilyayı sayabiliriz. Anasonun nostaljik ferahlığıyla vanilyanın modası asla geçmeyecek tatlılığı birbirini ruh olarak çok güzel tamamlıyor. Diğer yandan ikisi de kolaylıkla ağır kaçabilecek, güçlü notalar. Mesela Jo Malone'nin Vanilla & Anise isimli, yine bu ikili üzerine kurulmuş olan parfümü bana hep iç bayıcı gelmiştir.

JPG Classique ise dengeye ulaşana kadar harmanlanmaya ant içmiş.

Baskın notalardan diğer ikisi, JPG'nin resmi sitesinde de vurgulandığı gibi, portakal çiçekleri ve gül. Gül yine işin nostalji tarafını üstlenirken, portakal çiçekleri en iyi bildikleri şeyi yapıyor, sıvının turuncu rengini anlamlı kılan bir canlılık getiriyorlar.

Son olarak da zencefil. Bu baharat JPG Classique'i iyince iç ısıtıcı bir kış parfümü haline getiriyor, oryantalliği konusunda da şüphe bırakmıyor.

Meyveleri de eklersek, ortaya başta bahsettiğim balonlu sakız ile tütsü karışımı hoş mu hoş bir etki çıkıyor.

Bu karışım çok beğeniliyor, beğenmeyenler tarafından ise genelde "fazla kadınsı" olmakla suçlanıyor. Benim de karşılaştığım en kadınsı parfüm olabilir belki, ama kullananın tenine yakıştığı sürece kesinlikle "fazla" bulmuyor, tersine zevkten dört köşe oluyorum.

Bu parfümden iki sene sonra da şu ünlü erkek parfümü Le Male piyasaya çıkıyor. Bana kalırsa güzelliğinin bedelini de klişe olmakla ödüyor. Classique'in neyse ki aynı kaderi paylaşmadığını, günümüzde kendisine rastlamanın bile çok kolay olmadığını düşünüyorum. Ayrıca 90'ların modasıyla ilişkisini hatırlayamayacağım ama, bugünü kasıp kavuran modern ile vintage kombinasyonlarına inanılmaz uyum sağladığını düşünüyorum.

Parfüm dünyasının belki de en sevilen şişesi: Jean Paul Gaultier, vücuda giyilen ilk giysinin parfüm olduğunu söylüyor ve parfümü bir giysi olarak gördüğünü vurgulamak için de, terzi mankeni figürünü seçiyor. Üstüne buzlu camdan bir korse giydiriyor. Ona göre korse, kontrolü değil, çözülebilirliği simgeliyor. Belki de bu yüzden, Classique'in yeni şişelerinde korsenin yarıya kadar çözülmüş ipleri var artık.

Jean Paul Gaultier Classique, Eau de Parfum ve Eau de Toilette olarak satılıyor, bana EDT hali kalıcılıkta da çarpıcılıkta da son derece yeterli geliyor.

7 yorum:

The Cook Department dedi ki...

Güzel bir sayfanız var takipteyim .Sevgiler..

Jitterbug dedi ki...

Çok teşekkür ederim. :)

Handem dedi ki...

Merhabalar,öncelikle tebrik ediyorum..Ben parfüm e Asır'ı düşkünlüğü olup,tüketimi fazla olan biriyim..Truth,Jean paul,Alien,Hypnotic poison,Elie Saab i severek kullanıyorum..Gecen yazlarda Envy me,Pleasures,İssey miyake,Kenzo leaupar kullandım..Yaz ve kıs için tavsiye edebileceğiniz parfüm önerilerinizi rica ediyorum..

Jitterbug dedi ki...

@Handem: kullandığınız parfümlere bakılırsa yeşil ve çiçekli parfümleri seviyorsunuz, Narciso Rodriguez'i denemediyseniz bir bakın derim.

Rana B dedi ki...

Her zaman okuyorum blogunuzu lütfen güncel tutun,beni ve ben gibilerini mahrum bırakmayın.Bir de JPG Madamme hakkında yorum yapar mısınız?

e-nsisters dedi ki...

jpg classic alırken, boşver Eda 20 yıllık parfümü alma dedi bir ses içimden... o dk da narciso rodruguez almaya karar verdım, aldım ve çıktım... ama hala aklımda jpg var... keşke onu hiç bırakmasamıydım, NR ın de o havalı snob, herkesin kullanamayacağı tavırdaki asaleti de beni baştan çıkarmıştı halbuki... 3 gundur acı çekıyorum... jpg tekrar benım olana kadar da devam edecek sanırım :(

Merve Kayan dedi ki...

merhaba,
bu parfümle lancome la vie est belle arasında gidip geliyorum. hangisini daha çok önerirsiniz?
kumral tenliyim tenime hangisi daha çok yakışır?

İzleyiciler

Twitter