diesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Loverdose



On beş yıldır parfüm dünyasında olan Diesel, iddiasını bir anda yükselttiği Fuel for Life ve flankerlarından sonra sonunda yeni bir kadın parfümü çıkardı.

Hem Fuel for Life'a olan tükenmek bilmeyen aşkımdan dolayı, hem de bu yeni parfümdeki burunlardan birinin Olivier Cresp olmasından dolayı (diğeri Honorine Blanc) merakla ve umutla bekledim Loverdose'u. Muhteşem şişesini gördükten sonra ise artık bu parfümü sevmek için can atıyordum.

Üst notalar: mandalina, limon, yıldız anason
Orta notalar: yasemin, gardenya, meyan kökü
Alt notalar: vanilya, sedir, sandal ağacı

Loverdose, okuduğum yorumların çoğunda Lolita Lempicka'nın klasik parfümüne benzetilmiş. Ve tabii hiç de haksız sayılmazlar. Özellikle açılıştaki baskın anason hemen Lolita Lempicka'yı akla getiriyor, ama Lolita Lempicka'daki şekerlilik yok Loverdose'da. Tatlı bir yanı olsa da, üzerinden zaman geçtikçe şekerli dediğimiz parfümlerden ayrı, daha buruk bir yola girdiği iyice ortaya çıkıyor. Toplamda bana daha çok Paco Rabanne'nin Black XS'ini hatırlattı. Bu da Black XS gibi geceyi ve yüksek sesli eğlenceleri akla getiren içkimsi bir parfüm. Koyu mor ve siyah şişelerinin benzerliği tesadüf değil bence.

Anasonun olduğu yerden genelde eksik kalmayan meyan kökü de Otacı boğaz pastillerini hatırlatırcasına egemen Loverdose'a. Çiçek notaları karışıma hareket katıyor ama onu ne aydınlatıyor ne de feminenleştiriyor. Bu parfümün kadınsılığı, elinde sigarası ve kıyafetinde erkeksi ayrıntıları olan bir femme fatal'inkine benziyor. Son aşamasının oldukça pudramsı olduğunu da not edelim.

Marka Diesel olunca parfümün tanıtımı da bol cinsel göndermeli oluyor tabii. Loverdose, Diesel'in ağzından "güzel ama ölümcül bir baştan çıkarma silahı", Love-Overdose birleşimi ismi de zaten buna işaret ediyor. Dahası Diesel, beynin cazibe ve arzudan sorumlu bölümü hipotalamusu uyaran moleküller içerdiğini iddia ediyor Loverdose'un. Ben bunun bilimsel bir açıklama değil de, dikkatle kurulmuş bir pazarlama cümlesi olduğunu düşünüyorum.

Kişisel görüşüme gelirsek, bu parfümü de benzerleri gibi kendime çok uzak buluyorum, benim için fazla serin. Ama türü sevenlerin gayet başarılı bir alternatif kazanmalarına da seviniyorum. Ayrıca kalbe saplanmış gibi duran ve giderek incelen güzeller güzeli siyah tüpüyle, bu şişe içindeki sıvıyla öyle uyum içersinde ki, varsın bana yar olmasın.

Loverdose'un yüzü Ashley Smith, reklam filmi ise şöyle.

Diesel Fuel For Life


Dün akşam annem "Sana bir süprizim var" dedi ve evi düzenlerken bulduğu yaklaşık 6 aydır kayıp olan Fuel For Life şişemi gösterdi. Bu kokuyu bu kadar özlemiş olduğumdan hiç haberim yoktu, çok sevdiğim halde nasılsa bir yerden çıkar diyerek yenisini almayı hiç düşünmemiştim. Şimdiyse şişenin dibinde ne kadar az kaldığına baktıkça -ve kalanını da zırt pırt bileğime fıslattıkça- koşup yenisini almamak için zor duruyorum.


Parfüm piyasaya ilk sürüldüğünde şişe tasarımının ve harika reklamlarının altında ezilecek bir koku çıkacağından emindim, önyargımın en büyük sebebi de giyim ağırlıklı bir markadan çıkıyor olmasıydı. Oysa ilk koklayışta hiiiç de tek boyutlu bir koku olmadığını farketmenin güzel süpriziyle bir şipre-sever olarak kendimi tamamen kaptırdım kendisine.

Notaları mandalina, pembe biber, yasemin, paçuli, frenk üzümü, ahududu, ve miskten oluşuyor: Annick Menardo ve Thierry Vasseur tarafından Venedik likörü ve ormansı kokulardan esinlenerek yaratılmış. Matara şekilli şişesi de böylece daha çok anlam kazanıyor sanırım.

Aslına bakarsanız -oturmak için uzun süreye ihtiyaç duymaması dışında- neredeyse Chanel parfümlerini hatırlatıyor bu parfüm bana: ilk sıkıldığında meyve kokularını Allure kadar doğal ve hamlıktan uzak harmanladığını düşünüyorum, üstünden zaman geçtikçe de Chanel Chance'da hissedilen pembe mendil kokusu burnuma çarpıyor. Yine de Chance'a göre çok daha net bir ifadesi olduğunu söylemeliyim.

İç ısıtıcı, sıcak bir parfüm. Sıcaklığı ne çocuksu bir sıcaklık, ne de -en azından direkt olarak- seksi-ateşli bir sıcaklık. Sanırım şöyle söylemek lazım: zarif, çekici bir sıcaklık. Son derece duyarlı ve gözü pırıltılı bir kadın geliyor gözümün önüne. 

Son olarak da, tatlı bir şipre bu, ama tatlı olmaktan çok önce, şipre. Asla şekerli veya tropikal değil. Tatlı kokulardan hoşlanmayanlar sakın ola denemeden elemesin bu seçeneği.

Kişisel: Hayatımın güzel bir döneminin başlangıcında kullanmaya başlamıştım, güzel anıları böyle güzel bir parfümün simgelemesinden çok memnunum.

İzleyiciler

Twitter